Sakın hürriyetini isteme büyüklerin oyuncağı olursun, sense o küçücük varlığından olursun. En iyisi sen saklan, öyle bir saklan ki bilmesinler varlığını, görmesinler seni...
laleertus@gmail.com
Çeçenler: Hayalet yaşamlar (2) LALE ERTUŞ
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Çeçenya isminde bir ülke varmış. Bu ülkede genç erkekler ve genç kadınlar birdenbire kaybolurlarmış....
Mülteci hukukunu düzenleyen temel anlaşma 1951 Cenevre sözleşmesi. Cenevre sözleşmesi 2. Dünya Savaşı’nda Avrupa’da mağdur duruma düşen insanlar düşünülerek hazırlanmış bir sözleşme. Türkiye sözleşmeyi ilk haliyle yani sadece Avrupa ülkeleri için hazırlanmış hali ile imzalıyor. Zaman içerisinde sözleşmedeki coğrafi sınırlandırmanın kaldırılması ihtiyacı çıkıyor ve sözleşme 1967 yılında hazırlanan bir ek protokolle evrensel bir hale getiriliyor. Fakat sözleşmeyi daha önce imzalamış ülkelere ek protokolü kabul etme mecburiyeti getirilmiyor. Ek protokolü birçok ülke kabul ederken Türkiye kabul etmeyerek, sözleşmeyi ilk hali olan coğrafi çekisi ile birlikte kabul etmeyi sürdürüyor. Yani Türkiye sadece Avrupa Konseyi üyesi ülkelerinden gelen Mültecileri kabul ediyor. Avrupa ülkeleri dışından gelenler ise Mültecilik hakkına kavuşabilmek için Birleşmiş Milletler Mültecilik Yüksek Komiserliğine başvuruyor. Çeçenleri ise Türkiye’de en mağdur durumdaki mülteci grubuna sokan ise Türkiye’nin onları Avrupa ülkeleri dışından kabul etmesi. Bu durumda onların BMMYK’ ne başvurmaları gerekiyor. Ama BMMYK ise Çeçenistan’ı Avrupa Konseyi’ne dayanarak, Rusya Federasyonu’na bağlı olduğu için Avrupa ülkesi kabul ediyor ve Çeçen sığınmacıların başvurusunu Türkiye Devleti’nin kabul etmesi gerektiğini söyleyerek kabul etmiyor. Bütün bunlar da Çeçenleri hayalet bir yaşam sürdürmeye zorluyor.
Haciev ailesi
Kampın diğer sakinleri de altı kişilik Haciev Ailesi 2000 yılında savaş sebebiyle gelmişler Türkiye’ye. Savaştan önce belli
ki güzel bir hayatları olan aile, savaşla birlikte her şeylerini Çeçenistan’da bırakmak zorunda kalmış.
“Savaş çıkmadan önce büyük bir evimiz vardı, toprağımız vardı. İşim vardı, arabam vardı. Param da vardı. Mutlu yaşıyorduk”
diyor Supyan Bey
Üniversite mezunu olan Supyan Bey’in en büyük sıkıntılarıysa çalışamamak. Pasaportları yokmuş “olsaydı
bile şimdiye süresi çoktan dolmuş olurdu” diyor. Kampta pasaportları olanlar ikametgâh çıkarabilmiş ama üzerinde çalışma izni yok
yazıyormuş.
Çocuklar okula gidiyorlarmış ama kayıtsız olarak. Yani okuduklarına dair herhangi bir belge alma şansları yokmuş. Büyük kızları
Alpatu “Eğer gidersem nasıl söylerim ben okudum diye” söyleniyor…
“Şartlar bu kadar kötüyken Çeçenistan’a dönmeyi düşünmüyor musunuz?” diyorum. Beraber Türkiye’ye geldikleri
üç kişinin döndüklerini ve Türkiye’de ne işiniz var diyerek işkence edilip öldürüldüklerini anlatıyor Supyan Bey
Ve ekliyor Ruslar gitmeden dönmeyiz…
Oradaki çoğu akrabasının öldüğünden bahsediyor sonra. “Çocukları eşleri olan, çalışan, savaş istemeyen insanlardı onlar...” diyor
OLANLAR BU İNSANCIKLARA
Türkiye Cumhuriyeti Devletinden beklentilerini sorunca konu birden Putin’in 2004 yılında Türkiye’yi ziyareti sırasında
çıkan Rusya ile Türkiye arasında ki Çeçen PKK pazarlığı dedikodularına geliyor.
"Türkiye Ruslarla araları bozulmasın diye bize yardım etmiyor. Ruslar “Eğer Çeçenlere yardım ederseniz biz de PKK ya yardım
edeceğiniz” diyor.
Avrupa da çok Çeçen var onlara bir şey yapmıyorlar Türkiye’de sadece 1000 Çeçen var. Bunların büyük çoğunluğu çocuk.
Rusların ne yapmalarından korkuyorlar. Ruslar PKK’ya yardım ediyor. Ama bize hiç kimse yardım etmiyor. Politik bizim durum” diyor.
Rusya ile pazarlık için kaç Çeçen lazım diye düşünüyorum. Anlaşılan bizim milli varlığımız ve bütünlüğümüz için Çeçen insancıklara
ihtiyacımız var... Ne kadar Çeçen insancık temin edersek o kadar elimiz güçlü olacak.
Ben keyifle çocukların fotoğraflarını çekerken, Supyan Bey de daha önce gazeteci olarak kampa gelip fotoğraf çeken bazı insanların bu
fotoğrafları Rusya’ya götürüp sattığını anlatıyor. Kulaklarıma inanamıyorum insanlar kendilerine nasıl da geçim yolları buluyorlar…
* * *
Lida’nın hikâyesi
Belkİ de o kampta en içimi sızlatan Lida’nın hikâyesi çünkü hâlâ bitmemiş, hâlâ devam ediyor.
10 yaşında 13 yaşındaki iki oğlunu bırakıp 6 aylık ve 5 yaşındaki çocuklarını yanına alarak, sahte pasaportlarla kaçak yollardan
gelmiş Lida Türkiye’ye. Küçüklerin bilet masrafları daha az olduğu için sadece onları getirebilmiş.
Şimdi Çeçenistan'daki çocuklar büyümüşler, biri 17 diğeri 20 yaşında…
“Kaybolmalarından çok korkuyorum” diyor. Her gün arıyorum ‘anne alsana beni’ diyorlar.
Çok oluyor kaybolmalar. Erkekleri sevmiyorlar, Genç kadınları da sevmiyorlar Erkekler çıktığı zaman eve gelmiyor, kaybediyorlar” diyor.
Onları getirmek istiyor ama masrafları karşılanacak gibi değil. O da yapabileceği tek şeyi yapıyor, her gün iyi olup olmadıkları
öğrenmek için arıyor.
Eşiyse geçen yıl birdenbire ortadan kaybolan kardeşini bulmak için her şeyi göze alıp Çeçenistan’a
dönmek istemiş. Ama Gürcistan sınırında yakalanmış ve orada beş ay hapis yatmış. Şimdiyse geri dönecek parası olmadığı için oda Gürcistan
da kalmış.
Paramparça olmuş aileleri, her biri bir tarafta yaşam mücadelesi verir hale gelmiş.
Lida ise iki küçük çocuğuyla birlikte, bu kampta mücadelesini veriyor. Küçük oğlunun görme problemi olduğu için bir yandan da onu
tedavi ettirmenin yollarını arıyor. Doktora gitmişler ama tedavi masrafı çok tutmuş. Tam da tedaviye başlanması gereken yaşta ama zaman
geçiyor” diyor Lida.
Haciev Ailesi duyduğum Rusya'ya fotoğraf gönderme hikâyesinden Lida da bahsediyor.
Birisinin siyah başörtü giydirerek fotoğrafını çektiğini ve Rusya’da yayınlattığını anlatıyor.
Kim çekti diyorum “bilmiyorum, gazeteci olduğunu söyledi“ diyor.
Lida “bizim ülkemizde de birçok kişinin kullandığı geleneksel arkadan bağlanan bir başörtüsü var ”diyor.
Bu başörtüsünü Türkiye’de kimi insan açık kimisi kapalı bulmuş.
Lida da zaman zaman birileri gelince başörtüsünü farklı bağlamak zorunda kalıyormuş. Bir gün gazeteci olarak gelen birisi yine Lida'nın
başörtüsünü önden bağlattırıp fotoğrafını çekmiş sonra “Türkiye’ ye kaçan Vahabiler” diye İnternet’te bir Rus
sitesinde fotoğrafları yayınlanmış.
Lida’nın da Çeçenistan'a dönme şansı tamamen kaybolmuş...
Her hakkı mahfuzdur. Haber ve diğer metinlerin içeriğinden ilgili yazarlar sorumludur.
Alle Rechte vorbehalten. Die Autoren sind für den Inhalt ihrer Artikel verantwortlich.